
Bianet Stajım: Güvensizlikte Gerçeğin Peşinde Koşmak!
Sabahın erken saatlerinde Taksim metrosunda inmek, İstanbul'un hikayelerle dolu sokaklarına adım atmak demekti. Beyoğlu'nun her köşesi, geçmişten günümüze uzanan anılarla dolu. Bianet'teki stajım, bu zengin tarihin ve farklı seslerin bir araya geldiği bir platformda, haberin ve gerçeğin peşinden koşmanın ne anlama geldiğini anlamamı sağladı.
Taksim'in Kulağına Fısıldadığı Öyküler
Taksim ve çevresi, sadece bir semt değil, aynı zamanda bir hafıza. Ermenilerin, Yahudilerin, Rumların, Levantenlerin ve Türklerin anıları, sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Gezi Parkı'ndan Tünel'e uzanan İstiklal Caddesi, her adımda farklı bir hikaye sunuyor. Bu hikayeler, Boğaz'a doğru akan bir nehir gibi, farklı kültürlerin ve yaşamların bir araya geldiği bir deniz oluşturuyor.
Ben de bu denize bir damla olmak, bu ülkenin tüm insanlarının hikayesini birbirine taşımak istedim. Bianet, farklı seslerin duyulduğu, herkesin kendi dilini konuşabildiği bir yerdi. Burada, haber dilinde kapsayıcı bir yaklaşımın nasıl oluşturulacağını öğrendim. Her gün Taksim'den Cihangir'e doğru yürürken, Faikpaşa'nın ara sokaklarında yeni bir günün heyecanıyla ofise ulaşıyordum.
Haberin Peşinde Bir Sosyoloji Öğrencisi
İlk başlarda haber yazma konusunda kendime güvenim yoktu. Her gün yeni bir konu bulmak ve bu konuyu haberleştirmek zorlu bir süreçti. Aklıma ilk gelen konu, kendi memleketimle ilgiliydi. Detaylı bir ön araştırma yaparak veri topladım. Sosyoloji öğrencisi olarak bu tür araştırmalar yapmaya alışkındım. Ancak, röportaj yapmak ve uzman görüşü almak, tahmin ettiğimden çok daha zordu. Türkiye'de insanlar, başlarına bir şey gelmesinden korktukları için sorunlarını dile getirmekten çekiniyorlardı. Bir kurumu eleştirmek, onlar için büyük bir risk anlamına geliyordu.
İlk haberim için tam bir hafta boyunca röportaj yapmaya çalıştım. Neredeyse kimse konuşmaya yanaşmıyordu. Böyle bir güvensizlik ve tedirginlik ortamında haberin ve gerçeğin peşinde koşmak gerçekten çok zormuş. Ancak, sesini duyurmak isteyen, neler olup bittiğini öğrenmek isteyen insanlar da vardı. Bastırılmaya çalışılan, ana akım medyada yer bulamayan azınlıklar ve onların hikayeleri, Bianet'te kendine bir yer buluyordu. Ben de insanların mücadelesine daha yakından tanık oldum.
Bianet'in Bana Kattıkları
Bianet, işçilere, gençlere, çocuklara, kendi kimliğini özgürce yaşamak ve dilini özgürce ifade etmek isteyen herkese kapılarını açan bir platform. Haberlerde kullanılan dil, herkesi kapsıyor ve her bir gelişmeyle kendini daha da genişletiyor. Bu deneyim, benim de dile ve dilin işlevlerine olan bakış açımı değiştirdi. Ben de tanıdığım insanların yaşadıklarını, sorunlarını, taleplerini duyurmaya çalıştım. Bütün bu haberlerin geçmişe ayna tutan bir arşiv oluşturması fikrinin ne kadar önemli olduğunu her gün daha iyi anladım.
- Kapsayıcı haber dilinin önemi
- Azınlıkların sesini duyurmanın gerekliliği
- Haberin toplumsal hafızadaki rolü
Bu topraklarda, kendi topraklarında acı çekmiş bir sürü insan, bir sürü halk var ve yaşadıkları unutturulmaya çalışılıyor. Mücadeleleri, yaşamları ve izleri bu haberler sayesinde yaşamaya devam ediyor.
Bianet'te yazılar sözü zamansız bir kimliğe büründürüyor. Bana kattıkları, düşündürdükleri ve öğrettikleriyle birlikte güzel bir deneyimdi.