
Dilipak Davası Bitti! Dağlar Yıkılmadı Ama Gerçekler Ortaya Çıktı!
Gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak, hakkında açılan davadan beraat etti. Yıllar süren yargılamanın ardından gelen bu karar, beraberinde birçok soruyu ve tartışmayı da getirdi. Dilipak, "Bir 'ah' çeksem karşıki dağlar yıkılır!" diyerek yaşadığı süreci özetledi ve önemli açıklamalarda bulundu.
5 Yıllık Boykot ve İftiralar
Abdurrahman Dilipak, 5 yıl boyunca "iftira mahiyetindeki" bir suçlama ile yargılandığını ve bu süreçte boykot uygulandığını belirtti. Medyanın, yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve vakıfların kendisine kapılarını kapattığını ifade eden Dilipak, "Ötekileştirildim! 'İstenmeyen adam' ilan edildim!" dedi. Bu süreçte hakkında birçok suç duyurusunda bulunulduğunu ve troller tarafından aşağılandığını da sözlerine ekledi.
Dilipak, LGBT'lileri eleştirdiği için Türkiye Gazeteciler Cemiyetinden atıldığını, bir sosyalist parti ve CHP'lilerin de hakkında birçok suç duyurusunda bulunduğunu ancak savcılığın bunları davaya dönüştürmediğini söyledi.
5 yılın sonunda KADEM, AK Parti Genel Merkezi ve 81 il teşkilatı ile hakkında yapılan suç duyuruları sonucu açılan ceza davası beraatla sonuçlandı. Dilipak, AK Parti Medyası ve trollerin hakkında söylemediklerini bırakmadığını ve bu durumun kendisine 28 Şubat dönemindeki medya linçini hatırlattığını ifade etti.
Dilipak, "Şunu halen anlamış değilim, gerçekten böyle haksız-hukuksuz bir dava için neden, nasıl, niçin tek il başkanı bile hayır demedi. Siyaset gözlerini görmez, kulaklarını duymaz, kalplerini hissetmez mi yaptı? Basından neden hiç kimse 'Ne oluyor, nereye gidiyoruz' demedi" şeklinde konuştu.
"Devrim Kendi Çocuklarını Yer" Mi?
Dilipak, Alman yazar George Büchner'in "Danton'un Ölümü" adlı eserinde geçen "İhtilal Satürn gibidir, kendi evlatlarını yer" sözünü hatırlatarak, bir hareketin geldiği noktada "kendi evladını yiyen" konumuna düşürüldüğünü belirtti. Bu duruma kimin çanak tuttuğunu sorgulayan Dilipak, üst düzey hukukçuların neden inisiyatif alıp uyarı görevini yapmadığını sordu.
Dilipak, "Tüm dünyanın takip ettiği bu dava da kaybeden biz olmadık mı? 'Dilipak'a bunu yapanlar, bize ne yapmaz' dedi bazıları ve köşelerine çekildiler! LGBT, İstanbul Sözleşmesi vb konularında meydan boş bırakılmış olmadı mı? Yoksa, o A Ke Pe'lilerin de amacı tam da bu muydu? Ak Parti fikrini ve fıkhını baskılamak?" ifadelerini kullandı.
Mahkeme Kararı ve Özür Beklentisi
27 Temmuz 2020 tarihinde "AKP'nin Papatyaları" köşe yazısı üzerine AK Parti + KADEM tarafından başlatılan hukuki süreç neticesinde, ilk derece mahkemesinin verdiği mahkûmiyet kararının üst mahkeme tarafından tamamen kaldırıldığını ve hakkında beraat hükmü verildiğini belirten Dilipak, İstinaf Mahkemesi'nin yazının AK Parti + KADEM'e veya herhangi bir kadın topluluğuna yöneltilmediğini, ifadelerin hukuken hakaret teşkil etmediğini ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığını tespit ettiğini söyledi.
Dilipak, başörtüsü yasağıyla mücadele eden, kadınları yücelten yazıları, konferansları ve yazdığı kitaplarla her anlamda insan haklarını savunan birine "Kadın Düşmanı" suçlaması yapılmasının kendisini çok incittiğini ve yaraladığını ifade etti. Ayrıca, iktidarın hışmına uğramaktan korkup selamı kesen eski dostlarının da kendisi için sukutu hayal vesilesi olduğunu belirtti.
KADEM'in davanın başında kendisinden özür beklediğini hatırlatan Dilipak, mahkeme kararıyla gerçeğin ortaya çıktığını ve yazının KADEM'e yönelik olmadığını vurguladı. Dilipak, "Şimdi soruyoruz: Hiçbir temeli olmayan, yanlış yorumlanan ve gerçeğe aykırı şekilde büyütülen bir suçlamanın 'özrü' hangi haklı zemine dayanıyordu? Ve asıl önemli olan: Bugün özür dilemesi gereken, asılsız ithamlarda bulunarak bir insanı kamuoyunda hedef hâline getirenler değil midir?" şeklinde konuştu.
Dilipak, beraat kararının gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koyduğunu ve haksız ithamda bulunanların kamuoyu önünde yaptıkları açıklamaların gereği olarak hakkı çiğnenen kişiden özür dilemesinin hem ahlaki hem de vicdani bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
- Haksız ithamların geri alınması
- Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi
- Kırılan kardeşlik hukukunun tamiri
- Gereken özrün gecikmeden ve samimiyetle yerine getirilmesi
Dilipak, bu zorlu süreçte kendisine inancını ve güvenini her daim yanında olarak gösteren dost ve kardeşlerine teşekkür etti.
Abdurrahman Dilipak'ın davasından beraat etmesi, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve adalet kavramları üzerine yeni bir tartışma başlattı. Yıllar süren yargılama sürecinde yaşananlar, siyasetin, medyanın ve sivil toplum kuruluşlarının tutumları, bu davanın sadece hukuki bir mesele olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve vicdani bir sınav olduğunu gösterdi. Dilipak'ın yaşadığı zorlukların, gelecek nesiller için bir ders niteliğinde olması ve benzer haksızlıkların yaşanmaması umulmaktadır.













