Türk Dizileri Fason Mu? Şok Eden Gerçek Ortaya Çıktı!
Karadeniz Güncel

Türk Dizileri Fason Mu? Şok Eden Gerçek Ortaya Çıktı!


30 November 20255 dk okuma24 görüntülenmeSon güncelleme: 12 December 2025

Türkiye'de dizilerin neden sürekli aynı temaları işlediği, ilişkilerde yanlış beklentiler oluşturduğu ve sürekli bir ağdalı duygular pornografisi sunduğu uzun zamandır tartışma konusuydu. Ancak OGM Pictures kurucusu Onur Güvenatam'ın açıklamaları, bu durumun aslında dış pazarın talepleriyle şekillendiğini ortaya koyarak şoke etti. Meğer yıllardır kendi hikayelerimizde bile figüranmışız!

Dizilerdeki Tekdüzelik: Dış Pazarın Etkisi

Onur Güvenatam'ın "Yurt dışına satamadığımız bir diziyi artık kanala satamıyoruz... Biz de onların istediğini üretiyoruz" sözleri, sektörün iç yüzünü gözler önüne serdi. Yıllardır eleştirilen konuların aslında bambaşka bir nedenden kaynaklandığı, dizilerin başka coğrafyaların izleyicileri için hazırlandığı anlaşıldı. Bu durum, kültürel bir fasonculuk olarak değerlendirilebilir.

Peki, bu durumun sonuçları nelerdir?

  • Toplumun ihtiyaçları, insanların nasıl bir hikâye görmek istediği ve kültürün hangi duygularla beslendiği gibi unsurlar belirleyici olmaktan çıkıyor.
  • Dizilerin yapısını belirleyen şey dış pazarın talepleri oluyor.
  • İzleyicilere sürekli aynı melankoli, acı, aşk üçgenleri ve entrikalar sunuluyor.

Bu durum, dizi kültürünün insanların duygusal gerçekliğini bozduğu ve hedef kitlenin bile farklı olduğu bir tabloyu ortaya koyuyor.

Kültürel Yok Oluş ve Kimliksizleşme Tehlikesi

Bir ülkenin hikâye anlatma biçimi, başka ülkelerin tüketim alışkanlıklarına göre tasarlanıyorsa, orada artık sanat ya da kültür konuşmak boşunadır. Kültür, başkalarının taleplerine göre şekillenirse, insanlar başkalarının duygusal üslubuyla düşünmeye başlar. İlişkiler, başkalarının melodram şablonlarına göre şekillenmeye başlar. Duygular bile bize ait olmaktan çıkar. Nitekim bunların hepsi oldu da. Artık düşüncesi ile duygusu ile tavrı ile bu topraklarla bağı zedelenmiş bir toplum meydana geldi.

Eleştirilen Yeşilçam'da bile talebi halk oluşturur, halkın beklentisini yapımcılar senaryolara yansıtırlardı. Evet teknik olarak çok dişe dokunur filmler üretilmedi ama hiç değilse filmler duygusuyla, dünyasıyla, içindeki tiplerle, mesajıyla bugünküne oranla daha yerli idi. Baktığınızda kendi mahallenizi, kendi insanlarınızı görmeniz şimdiki gibi zor değildi.

Hollywood Örneği ve Kültürel İhracat

Amerikan sineması bile önce yerli seyircisini hedefledi. Evet Hollywood dünya için üretir ama Amerikalı izleyici her zaman birinci hedeftir. Ayrıca Amerikan anlatısı diye bir şey vardır. Bu anlatıda hikâye Amerikalıdır. Karakterlerin duygusal kodları Amerikalıdır. Düşünce biçimi Amerikalıdır… Yabancı izleyici, bu "Amerikan" anlatısını izler. Hollywood dışarıyı hesaba katarken kendi kültürel omurgasını bozmuyor. Marvel evreni dediğimiz şey; Scorsese, Coppola, Spielberg sineması, ABD’nin kendi mitolojisi, kendi kahramanları, kendi tarihsel bilinçaltı üzerine kuruludur. Esas hedef küresel pazar olabilir, ama içeriğin çıkış noktası yine Amerikan kültürüdür. Hollywood filmleriyle "kendi üslubunu dünyaya ihraç ediyor", biz ise "başka kültürlerin üslubunu ithal ediyoruz". Hollywood küreselleşirken kendi estetiğini dünyaya yayıyor, hatta dayatıyor. Biz ise kendi estetik anlayışımızı, üslubumuzu bırakıp, dışarıdan birilerinin talep ettiği formatı üretip kendi izleyicimize izlettiriyoruz.

Bir örnek daha verelim: Hollywood filmlerini Amerikalı halk sevmezse film çakılır. Gişenin büyük kısmı ülke içinde yapılır. Bizde ise Türk halkı sevse de sevmezse de diziler çekilmeye devam ediyor. Yeter ki dizi yurtdışında izlensin. Yurtdışında tutulmayacak bir format zaten çekilmiyor!

Dizi Sektöründeki Büyüme Kimin İşine Yarıyor?

Yıllar önce Fas’ın Marakeş şehrinde bana sorulan o sorunun nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor. Bir Marakeşli “Türkler Müslüman mı?” diye sormuştu, dizilerde sergilenen dünyadan yola çıkarak. “Eğer Müslümansa buna dair en küçük iz bile neden yok” demeye çalışıyordu. Nedenlerinden biri olabilir. Evet, bu yüzden dizi sektörü büyüyor diye havalara uçmadan önce bu büyümenin kültürel anlamda bizim işimize yarayıp yaramadığına, bu büyümenin Türk Milletine mi yoksa başkalarına mı hizmet ettiğine iyi bakmak lazım!